Son günlerde havacılık dünyasında, bazı sivil havacılık otoritelerinin ve üreticilerin kulaktan kulağa fısıldadığı, hatta ufaktan testlerine başladığı oldukça tartışmalı bir konu var: Kokpitte tek pilot (Single-Pilot Operations). Fikir kağıt üzerinde, özellikle maliyet kısma departmanları için bir rüya gibi görünebilir: Gelişmiş yapay zeka, kusursuz otopilot sistemleri ve sadece tek bir kaptanın yönettiği devasa yolcu uçakları…
Ancak işin mutfağında ter döken, o prosedürleri santim santim beynine kazıyan bir pilot adayı olarak size çok net bir şey söyleyebilirim: Makineler ne kadar profesyonel ve sorunsuz olursa olsun, 35.000 fitte can güvenliğinizi tek bir kişinin (ve birkaç silikon çipin) inisiyatifine bırakmak, havacılık tarihinin en büyük kumarıdır.
“Makineler Hata Yapmaz” Yanılgısı
Bugün uçaklarımız inanılmaz bir teknolojiye sahip, bu inkar edilemez. Ancak teknoloji, doğası gereği donanımsal veya yazılımsal olarak çökme potansiyeline sahiptir. Evdeki akıllı robot süpürgenizin bile bazen halının püskülüne takılıp kendi etrafında çaresizce döndüğünü düşünün. Şimdi bu senaryoyu saatte 900 km hızla giden, içinde yüzlerce insanın bulunduğu bir ticari yolcu uçağı ile değiştirin.
Havacılık güvenliğinin en temel kuralı “yedeklemedir” (redundancy).
Uçakta hayati önem taşıyan her sistemin yedeği vardır. Peki, karar alma mekanizmasının, yani insan beyninin yedeğini kokpitten çıkarırsanız ne olur? Herhangi bir acil durumda, ekranlar karardığında veya sensörler yanıltıcı veriler gönderdiğinde, durumu kurtaracak olan şey kod satırları değil; iki pilotun aynı anda durumu analiz edip birbirlerini teyit ederek uyguladıkları kriz yönetimidir.
İki Beyin, Bir Yapay Zekadan Üstündür: CRM Gerçeği
Modern havacılığın bel kemiği Ekip Kaynak Yönetimi (CRM) denilen kavramdır. Kokpitteki o iki koltuk tesadüfen yan yana konmamıştır. Biri uçağı uçururken (Pilot Flying), diğeri sistemleri, iletişimi ve o an uçuşu yapan pilotun olası hatalarını denetler (Pilot Monitoring).
Diyelim ki her şey tıkır tıkır işliyor. Fakat ya o tek pilot, kalkıştan önce havaalanında yediği o şüpheli sandviç yüzünden aniden rahatsızlanırsa? İnsan biyolojisi hata payı içerir. İkinci pilot sadece makineyi denetlemek için değil, birinci pilotun insanlığını yedeklemek için de oradadır.
Küresel Pilot Birlikleri Neden Ayakta?
Sadece ben değil, dünya genelindeki profesyonel havacılar da bu duruma şiddetle karşı çıkıyor. Avrupa Kokpit Birliği (ECA) ve Uluslararası Havayolu Pilotları Derneği (ALPA) gibi devasa kurumlar, tek pilotlu uçuş tasarılarına karşı küresel çapta büyük kampanyalar yürütüyorlar. Argümanları çok basit ve net: Bu bir “işimizi elimizden alıyorlar” kavgası değil, “insan hayatını tehlikeye atıyorlar” uyarısıdır. Pilotlar, kokpitteki insan yedekliliğinin teknolojiyle değiştirilemeyecek nihai bir güvenlik kalkanı olduğunu her platformda haykırıyor.
Benim Kararım: O Uçağa Yolcu Olarak Bile Binmem!
Eğer bir gün hava yolu şirketleri, kokpitteki ikinci sandalyeyi söküp yerine “Merak etmeyin, sistem her şeyi hallediyor” derse, bir pilot olarak o uçuşu yapmayı reddederim. Hatta bırakın o uçağı uçurmayı, tek pilotun yönettiği bir yolcu uçağına sivil bir yolcu olarak bile asla adım atmam.
Havacılıkta kanla yazılmış kuralları, birkaç satır kod ve maliyet tablosu için silemeyiz. Geleceğin kokpitlerinde teknoloji her zaman baş tacımız olacak; ama o uçakları güvenle yere indirecek olan şey, birbirinin eksiğini kapatan, durumsal farkındalığı yüksek iki profesyonel insanın sarsılmaz uyumudur.